TÜRKİYE GÜNLÜK KORONAVİRÜS TABLOSU Toplam İstatistikler
  • BUGÜNKÜ TEST SAYISI 362.213
  • BUGÜNKÜ HASTA SAYISI 28.465
  • BUGÜNKÜ VEFAT SAYISI 198
  • BUGÜNKÜ İYİLEŞEN SAYISI 29.160
Uncategorized

TAKSİM CAMİİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Nevzat ÜLGER
NEVZAT ÜLGER

Önce meydan ve tanzimi yapıldı Cumhuriyetin ilk yıllarında.

         Taksim Meydanı, Cumhuriyet’in inşa ettiği bir alandır. İlk büyük meydanlarındandır.

         Taksim Ankara’nın İstanbul’daki ilk ve en güçlü simgesidir.

         Cumhuriyet’in ilanıyla beraber meydanın yakın çevresinde bulunan cadde ve sokak isimleri, yeni rejimi temsil edecek isimlerle değiştirilmiştir. Cumhuriyet’in kendine ait bir meydan oluşturma düşüncesi Taksim’de karşılık bulmuştur diyebiliriz.

         Bu yönüyle Taksim Camisi, bu alanı hem zenginleştirmiş hem de yerlileştirmiştir. Emeği geçen herkesi kutlarız.

        Taksim’de ciddi bir cami inşası girişiminden ilk defa 1952 yılında bahsedilir. Taksim Camisi için vakfedilen arsa üzerinde bir düzenleme yapılır. Ancak 27 Mayıs 1960 Darbesi sonrası mevzu kapanır.

         1991 yılında “Taksim Camii Kültür ve Sanat Vakfı” kurulur ve uzun yıllar bu dernek aracılığıyla cami mücadelesi devam eder. Recep Tayyip Erdoğan, Vehbi Koç, Rahmi Koç, Sabri Ülker, Sakıp Sabancı, Semiha Şakir, Şarık Tara, Osman Boyner, Ekmeleddin İhsanoğlu gibi önemli isimlerin yer aldığı vakıf yönetiminin çabalarına yetkililerden 1993’te olumlu bir cevap gelir. Cami Maksem’in boyunu geçmemesi kaydıyla yapılabilecektir.

         Taksim’e cami sözü veren Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994 yılında belediye başkanı seçilmesiyle caminin yapılacağı medyanın gündemine yerleşir. Fakat dönemin valisi buna asla izin vermeyeceğini dile getirir. Arazi, tarihî su yapılarına ait kalıntılar ve tuğla mezarlardan oluşan saha SİT alanı ilan edilir.

          Akıl ve gönül bu alan cami yapma arzusunu hiç kaybetmez.

         Nihayet niyet amele dönüşür ve…

         Taksim Camii’nin temeli 2017 yılında atılır.

         Ve nihayet Mayıs 2021’de Taksim Camii meydandaki yerini alır.

         2021 yılı Mayıs ayında, İstanbul’un fethinden bir gün önce, 28 Mayıs Cuma günü Taksim Camisi açılır.

         Caminin bizatihi varlığı ideolojik bir temsile de dayanır.

         Cami yalnızca bir ibadet mekânı değildir.

         İslâm’ın o yerdeki varlığının kanıtıdır.

         İslâm’ın bütün içeriğini bünyesinde barındırır.

         Bir cami gördüğümüzde o yer İslâm’a aittir deriz. İslâm’ın erken dönemlerinden itibaren fethedilen gayrimüslim coğrafyalara cami yapılması, oraya yerleşen Müslümanların fiziksel ihtiyacını karşılamak kadar bir temsil değerine de sahiptir. Orasının artık bir Müslüman beldesi de olduğuna işaret eder. Bütün İslâm tarihi bu örneklerle doludur. Hazreti Peygamber’in Medine’de evden önce yaptırdığı ilk yapı camidir.

         Caminin bu temsil değeri Taksim Camisi’nin yüz elli yıllık serüveninin son otuz yılında fiziksel bir ihtiyaç olma meselesinin önüne geçmiştir. İki taraf arasındaki çatışmanın ihtiyaç ideolojik temsil arasındaki dengede ideolojik çatışma tarafı ağır basmıştır.

         Taksim Camisini diğer camilerden ayırabilmek hayatidir. Bir İslâm coğrafyasında caminin varlığını hele ki ihtiyaç varsa tartışmak anlamsızdır.

         İbadet mekânı olarak cami, mimari yapılar içerisinde çevresini ticari, kültürel ve inanç bağlamında değiştirebilme özelliğine sahip en güçlü olanıdır. Taksim Camii de inşa edildiği çevreyi o kadar değiştirecektir zannederim.

         İslâm dini, ritüelleri ve bunun için gerekli olan mimarlıklar, Türkiye’de solun kabul etmek zorunda olduğu bir gerçekliktir. Dayatma, zorla terbiye etme yönteminin kendi tarihleri açısından siyasi bir başarı getirmediği, hatta daha büyük bir “ötekiyi” inşa ettiği görülmektedir. Hoşlansalar da hoşlanmasalar da bu ülkenin insanlarının kahir ekseriyeti Müslüman’dır.

         Dört bin kişilik kapasiteli Taksim Camisi bodrum ve zemin katlarda salon, sergi salonu, kütüphane ve aşevi mekânlarını barındırır.

        Cami, etrafındaki hareketi kolaylıkla içeriye dâhil edebilmek için pek çok girişi olacak şekilde tasarlanmıştır. Kubbeli ve iki minareli camide klasik detaylar kullanılmış ve bunlar hassas bir şekilde yorumlanmıştır.

         Kubbe yüksekliği 33 metredir.

         İki şerefeli minarelerin yükseklikleri 65 metredir.

         Tezyinatta farklı uygulamalara yer verilmiş, mihrab, minber ve kürsüde klasik formlar sadeleştirilerek modern bir yorum ortaya konulmuştur.

         Camide klasik Osmanlı’da olduğu gibi Esmâü’l-Hüsnâ yazıları, kubbe göbeğinde ve kuşakta sırasıyla Fatiha Suresi, Bakara Suresi’nin 285-286. ayetleri ve Haşr Suresi’nin 20-24. ayetleri yer alır.

         Taksim Camisi’nin ayrı bir önemi vardır ve bu önem iyi anlaşılmalıdır.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL